Pazar, Haziran 29, 2008

Yalancı Dolma Yapan O Türk Kızı Benim

Bugün kendime iltimas geçtim! Hürriyet Pazar'da yayımlanan benimle yapılmış bir röportajı bu sayfaya aldım. Ama asıl sebep ödül almış bir romanın kahramanı olmamdan çok bu romana konu olan yemeğin bir vegan yemak olması ve bizim Türkiye'de bunu aslına uygun yapıyor olmamız... Yaprak Sarma!


Hürriyet Pazar

29 Haziran 2008
İhsan YILMAZ


Yunan yazar Lena Merika’nın çocuk romanı "Kimyon ve Sevgiyle" bu yıl başında Can Yayınları tarafından Ahmet Yorulmaz’ın çevirisiyle yayımlandı. Kitapta Londra’da okuyan Yunan bir gençle Türk kız arkadaşının Atina’yı ziyareti ve gencin anneannesinin Türk kıza karşı önyargılı tavrının iki ülkenin ortak değerlerinin ortaya çıkmasıyla nasıl aşıldığı anlatılıyor.Kitabın her bir bölümü, bir güne ayrılmış ve o gün evde pişen yemeğin adını taşıyor. Türk kızı Niket de kolları sıvıyor, yaptığı yalancı dolmayla gönlünü alıyor İzmir göçmeni anneannenin. "Kimyon ve Sevgiyle" Can Yayınları tarafından yayınlandıktan iki ay sonra, bir gün yayınevinin telefonu çaldı. Genç bir kadın vardı telefonda: "Yayınladığınız o kitapta sözü geçen Niket benim. Gerçek ismim de Nükhet. Üstelik kimyon da yanlış. Çünkü romanda anlatılan sarmaya kimyon değil tarçın konur!" İşte bu aşk hikayesinin roman hali ve gerçek hali.Türk-Yunan ilişkilerini güçlendirmek için düzenlenen Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülleri’nin 2000-2001 dönemindeki yarışmasında, Lena Merika’nın "Kimyon ve Sevgiyle" adlı romanı Yunanistan’da Çocuk Kitabı dalında mansiyonla ödüllendirilir. Lena Merika tam da ödül gerekçesine uygun bir kitap kaleme almıştır: Atina’da yaşayan bir ailenin Londra’da üniversitede okuyan oğulları Alki bir gün telefon ederek Noel’de eve geleceğini, yanında da kız arkadaşını getireceğini söyler.Bu haber ailede inanılmaz bir heyecana neden olur. Bir yandan oğulları için yemekler hazırlanırken bir yandan da kız arkadaşın kim olduğu üzerine varsayımlar üretmeye başlarlar. Yabancı bir kızın oğullarını baştan çıkardığı düşüncesi özellikle anneannenin uykusunu kaçırır. Çünkü ona göre Yunan kızlarından daha iyisi yoktur; üstelik yemek yapmayı da iyi bilirler. "Ayakkabı memleketinden olsun, varsın yamalı olsun" düşüncesindedir.


TÜRK OLDUĞU YETMEZMİŞ GİBİ BİR DE SMİRNİLİ!


Niket ve Alki sonunda Atina’daki eve gelirler. Aile üyeleri, yabancı kızın milliyeti konusunda aralarında çeşitli spekülasyonlar yapar hatta bir ara Fransız olduğuna karar verirler. Ama Niket’in pasaportunu görüp Türkiye Cumhuriyeti yazısını okuduklarında şoka uğrarlar. Asıl korktukları, anneannenin göstereceği tepkidir.Anneanne bir şeyden habersiz, torunu özlemiştir diye yaptığı dolmaları masaya getirir. Ama Alki, dolmaları hiç özlemediğini söyler çünkü İngiltere’de Niket bol bol yapmaktadır ona. Niket, dolma yapmayı büyükannesinden öğrendiğini söyleyince, Alki’nin anneannesi bir an heveslenir: Yunan mı büyükannen? diye sorar. Acı gerçeği böyle öğrenir: Hayır, Niket’in anneannesi Türk’tür, bu da yetmiyormuş gibi, İzmirli’dir. Ailesi 1922’de İzmir’den kaçarak Atina’ya yerleşmiş anneanne, Smirni olarak bildiği kente İzmir diyen ve oradan gelen bir kızla karşı karşıya olduğunu anlayınca beyninden vurulmuşa döner. Hemen odasına kapanıp bir daha asla Niket’le karşılaşmamaya dikkat eder.Fakat Niket’in yaptığı yalancı dolmayı bir gece gizlice yedikten sonra tarifini merak etmekten de kendini alamaz. Çünkü o güne kadar yediği en güzel dolmadır bu. Hele bir süre sonra evde çıkan bir yangında Niket’in hayatını tehlikeye atıp alevlerin arasından Alki’yi kurtarmak için nasıl çaba harcadığını görünce kalbinin buzları çözülür. Ve dolmaya ne koyduğunu sorar genç Türk kızına. Aldığı cevap da romana adını verir: "Kimyon ve sevgi."


YAZARIN ABİSİNİN AŞKINDAN İLHAM ALDI


Romanın yazarı Lena Merika, bire bir olmasa da kitabını yaşanmış bir olaydan esinlenerek kaleme aldı: Abisi Yorgo Merikas ve eski sevgilisi Nükhet Everi’nin aşklarından. Nükhet Everi, Avusturya Lisesi’ni bitirdikten sonra 1980’de Viyana Üniversitesi’ne gitti. Ülkesinden ayrılmak gibi bir niyeti yoktu ama terör endişesiyle babası istemişti yurt dışında okumasını. Yorgo Merikas ile de orada tanıştı. Yorgo, Zürih’te mimarlık okuduktan sonra Viyana Üniversitesi’nde arkeoloji bölümüne devam ediyordu. İlişkilerinin bir de şahidi vardı. O dönem Viyana Üniversitesi’nde misafir profesör olarak bulunan ünlü arkeolog Ekrem Akurgal.Nükhet ve Yorgo o dönemde birbirlerine büyük bir aşkla bağlandı. İşte romana konu edilen Yunanistan gezisi de zaten bu süre içinde yapıldı. Ama kitapta anlatıldığı gibi değil. Yorgo’nun ailesi çok sevecen davranmıştı Nükhet’e. Yorgo da Türkiye’ye gelmiş, Nükhet’in ailesiyle tanışmış, hatta babasıyla da çok iyi bir dostluk kurmuştu.İki yıl kadar süren bu ilişki Yorgo’nun Atina’ya geri dönmesiyle sona erdi. Bir süre birbirlerini kaybettiler. Sonra Ekrem Akurgal’ın aracılığıyla yeniden birbirlerini buldular. Bugün de dostlukları devam ediyor.


LENA’YI BİLİRSİN YEMEK YAPMAYI BİLMEZ


Yorgo, kızkardeşi Lena’nın kitabı ödül alıp Yunanistan’da yayımlandığında, bir mektupla birlikte gönderdi Nükhet Everi’ye: "Lena’yı biliyorsun, senin kendine has kokusu olan anlamına gelen o güzel adını ne yazık ki doğru yazmamış ve Niket olarak değiştirmiş. Bir de tahmin edeceğin gibi yemek tarifini yanlış vermiş. Ama zaten yemek yapmayı bilmediğini hatırlarsın sen de..."Kitap Yunanistan’da yayınlandıktan yedi yıl sonra Türkçe’ye çevrilirken, çevirmenle yayıncılar "Niket" adının aslında "Nükhet" olması gerektiğini fark etti. Belki kimyon yerine tarçın denmesi gerektiğini de. Ama telif anlaşması gereği ikisini de düzeltmediler. Yalancı dolmanın gerçek kahramanı Nükhet Everi, "Tek yanlış bunlar da değil" diyor. "Onun adı dolma değildir zaten, yaprak sarmadır."Romanın kendisi de yemeklerle ilgili bu tür tartışmalarla dolu: Yunan kahvesi mi, Türk kahvesi mi? Köfte Yunanca mıdır, yoksa Türkçe mi? Ama romanda da denildiği gibi asıl önemlisi yemeğin ismi değil, lezzetli olup olmadığı. Lezzet için de kimyon veya tarçının yanısıra sevgi katmak şart.


ROMAN KAHRAMANININ GERÇEK HAYAT HİKAYESİ


Nükhet Everi, fotoğraf sanatçısı Kemal Everi’nin torunu olarak Bebek’te dünyaya geldi. Avusturya Lisesi ve Viyana Üniversitesi’nde okudu. Bir süre Küba’da yaşadı ve orada çalışan ilk Türk kadını oldu. İstanbul Rehberler Odası yönetim kurulu üyesi, aynı birliğin bünyesinde Mardin Çalışma Komisyonu’nun kurucusu ve başkanı. Almanca dilinde profesyonel turist rehberi olarak çalışıyor. Çok iyi Almanca, İngilizce ve İspanyolca biliyor.Tiyatroyla da her zaman ilgilendi. İstanbul Şehir Tiyatroları’na bağlı Tiyatro Araştırma Laboratuarı’nda Beklan Algan’ın asistanlığını yaptı. Karadeniz Tiyatrolar Birliği kuruluş aşamalarında Erol Keskin’in yardımcısı olarak çalıştı. O dönem Orhan Alkaya tarafından çıkartılan Tiyatro Dergisi’ne tercümeler ve söyleşiler yaptı. "Işığa Ağıt" ve "Ölümsüzler Stoası" adlı iki tiyatro oyunu, Halikarnas Balıkçısı ve Anadolu Uygarlıkları üzerine değişik çalışmaları var. Gezi yazıları da yazıyor.


KİTAPTAN: ANNEANNEYE GÖRE DOLMA VE KÖFTE YUNANCA


Bilmiyorum! Belki Yunanca bir sözcüktür (dolma). Bizden almışlardır. Köfte sözcüğü gibi... Kimilerinin dayattığı gibi Türkçe değildir, Yunanca’dır! Bizansça’da ’koton’ sözcüğünden türetilmiştir, yani kesilmiş et. Televizyonda konuşan bir profesörden dinledim...

Pazar, Haziran 15, 2008

Salata Sosu (1)



Malzeme:

* 1 yemek kaşığı Shiro Miso
* 3/4 su bardağı sızma zeytinyağı
* 1-2 yemek kaşığı pirinç sirkesi
* 1 diş sarımsak
* 2 limonun suyu
* taze çekilmiş karabiber
* biraz fesleğen

Hazırlanışı:

* Blender'a bütün malzemeleri koyun ve sos kıvamına gelinceye kadar karıştırın.

Neden Bu Tarif?

Ben veganların mümkün olduğunca çiğ tariflerden faydalanmaları ama doğru faydalanmaları gerektiğini düşünüyorum. Normalde ben salataya zeytinyağ ve limondan başka şey katmayı sevmem ama zaman zaman değişik tatlar hoş oluyor.

Benim Tavsiyem:

Bu sosu zenginleştirmeniz mümkün. Bu sosu baz alarak değişik şeyler katmak size ve damak zevkinize kalmış. Örneğin: tahin ve/veya nar ekşisi gibi. Ben yaratıcılığınızı kullanın derim. Bir de bu sosu her türlü salatayla deneyebilirsiniz ama domatese özellikle çok yakışıyor.

AFİYET OLSUN!

Çarşamba, Nisan 16, 2008

Soya Etli Pazı Sarması


Malzeme:

* Pazı yaprakları
* Soya kıyması
* Deniz tuzu
* Taze çekilmiş karabiber
* Kırmızı pul biber
* Kimyon
* Keten tohumu
* Nişasta
* Domates sosu
* Domates
* Kuru soğan
* Maydanoz

Hazırlanışı:


* Soya kıyması sıcak su katılarak yumuşatılır ve soğuyana kadar bekletilir.
* Soya kıymasına deniz tuzu, kırmızı pul biber, kimyon ve taze çekilmiş karabiber karıştırılıp yoğurulur.
* Yumurta yerine bağlayıcı olması için 2 yemek kaşığı keten tohumu 12 yemek kaşığı su ve biraz nişasta blenderden geçirilip yumurta beyazı kıvamına getirilip soya kıymasına katılır v yoğurulur.
* Pazı yaprakları yıkanır ve saplarının kalın yerleri yaprağa en yakın kısmından kesilir.
* Pazı yaprakları sıcak suya batırılıp çıkartılır.
* İki pazı yaprağı damarları içe gelecek şekilde ve yaprak uçları dışa bakacak şekilde karşılıklı ve üstüste konur.
* Soya kıymasından bir miktar alınır ve elde biraz uzunlamasına sıkıştırılıp yaprakların ortasına gene uzunlamasına (en az 5-6 cm) konur.
* Pazı yapraklarının dışarıda kalan sivri uçları içe doğru kıvrılır ve pazı yaprakları içindeki soya etini kapatacak çekilde puro şeklinde sarılır ve fırına konacağı kaba yerleştirilir.
* Kısık ateşte biraz domates sosu (tarifi soslar bölümünde var), küçük kıyılmış domates, soğan ve bolca maydanoz karıştırılarak pişirilir. Arada sos çok kalın olmasın diye kaynar su ilave edilebilir.
* Hazırlanan sos pazı sarmalarının üstüne dökülür.
* Pazı sarmaları fırında damak tadına göre 45 dakika kadar orta ateşte pişirilir.

AFİYET OLSUN!

Perşembe, Nisan 10, 2008

Doğum Günü Keki



Malzeme:

* Organik buğday unu
* keten tohumu
* nişasta
* agav şurubu
* vegan çikolata ya da raw chocolate
* soya sütü
* hindistan cevizi sütü
* kabartma tozu

Hazırlanışı:


* 3 yemek kaşığı keten tohumu ve 18 yemek kaşığı su ile 1 yemek kaşığı nişasta blender'da karıştırılır.
* Keten tohumu karışımı hamur kabına konur üzerine arzu edildiği kadar agav şurubu dökülüp iyice karıştırılır.
* Organik buğday unu keten tohumu karışımına katılarak karıştırılır. Kek kıvamına gelene kadar aldığı kadar un katılır. Hamur akışkan olmalı.
* Hamura biraz hindistancevizi sütü, biraz da soya sütü katılır ve karıştırılır.
* Benmari usulü eritilen vegan çikolataya biraz soya sütü katılır ve bu da hamura katılır ve karıştırılır.
* Kek kalıbı yağlanıp unlanır.
* Fırın 175 derecede ısıtılır.
* Hamura 1/2 paket kabartma tozu katılır, karıştırılır ve kek kalıbına dökülür.
* Kek fırında 30 dakika pişince kontrol edilir, yeterince pişmediyse 15 dakika daha pişirilir.


* Benmari usulü eritilmiş vegan çikolata kek kalıptan çıkardıktan sonra üstüne dökülür. Böylece sıcak kek sıcak çikolatayı emer, ayrıca üstü de süslenmiş olur.



Benim Tavsiyem:

* Keten tohumunu yumurta yerine kullandığımı bu blogun takipçileri bilir. Ayrıca blogda yumurta yerine adlı bölümde bu konuya değiniliyor ve yumurta yerine nerede ne kullanılabilir anlatılıyor. Bu kekin değişik versiyonlarını yapabilirsiniz arzu ederseniz. Tatlar farklı olabilir ve ona uygun bir tarifi de yumurta yerine bölümünen alabilirsiniz.

* Agav şurubunu ben şeker yerine kullanıyorum. Gerçek işlenmemiş şeker bulursanız o da olur, ama bizde bulunan esmer şeker ne yazık ki beyaz şekerin kaynatılarak elde edilmişi. Ayrıca agav şurubu da daha güzel tat veriyor. Pekmez seven pekmez de kullanabilir şeker niyetine. Agav şurubunu ben Tarkan'dan alıyorum. Organik ve ekolojik ürünler satan dükkanlarda bulunabilir.

* Hindistan cevizi sütü iyi marketlerde bulunuyor. Herkes hindistancevizi tadını sevmeyebilir ama bence son derece hoş oluyor. İstenmiyorsa yalnızca soya sütü de kullanılabilir.

Neden Bu Tarif?

Beni tanıyanlar ve bu blogun takipçileri bilir, ben pek öyle tatlı seven biri değilimdir. Ama 11 Nisan benim doğum günüm ve bir gün önce alışveriş yaparken aklıma geldi, neden kendime bir doğum günü keki yapmayayım diye düşündüm. Çok başarılı oldu kek. Her türlü kutlamada ya da normal zamanlarda çok çabuk ve kolay da hazırlandığı için yapmanızı tavsiye ederim. Misafirleriniz bayılacak.

AFİYET OLSUN!

Perşembe, Nisan 03, 2008

Bir Vegan Bebek

Mira Alfasa...


Canım arkadaşlarım Banu Can Alfasa ve Sabiş Alfasa'nın 8 aylık kızları.



Annesinin deyimiyle tam bir 'raw baby', benim için bir 'vegan bebek'.

Banu Can benim çok eski bir arkadaşım, sevgili bir dostum. Bir zamanlar son derece başarılı bir turist rehberi idi. Uzun yıllardır kendini sağlıklı beslenme, detoks programları, yoga, raw&live gibi benim için en değerli konulara adadı. Müthiş organizasyonlar yapıyor. Çok güzel projeleri var, bunların da son derece başarılı olacağına inanıyorum.


Mira bebek bir raw baby gerçekten annesinin de dediği gibi. Anne sütü ile besleniyor ne şanslı ki hâlâ. Bu arada her türlü meyve ve sebze suyu da içiyor. Dün badem sütü içiyordu büyük bir iştahla.


Mira çok mutlu, enerjisi çok yüksek ve çok güzel bir bebek. Hep böyle de kalacağına eminim enerjisinin, mutluluğunun ve güzelliğinin.

Ben vegan bebekler hakkında bazı yazılar okudumdu ama iki vegan bebek tanıdım hayatımda. Biri sevgili arkadaşım Işıl Çetinkaya Şimşek'in kızı, biri de Banu'nun kızı.

İkisi de son derece sağlıklı ve keyifleri de yerinde bebekler. Zaten bu yüzlerine, ciltlerine öyle bir yansıyor ki. Işık çocuklar resmen.

Banu, Mira ve ben (Nünü teyze) Mira tam 8 aylık olduğu gün Emirgân Parkı'nda uzun bir yürüyüş yaptık ve Mira'yı uzun uzun inceleme şansı yakaladım.


İyi ki çocuk yapmamışım diye düşünürüm hep, hâlâ da öyle düşünüyorum ama Mira'yı da gördükten sonra umutlarım yeşermeye başladı yeniden gelecekle ilgili, dünya ile ilgili.

Sanırım, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak yerine biraz daha doğru dürüst araştırıp okumak, hatta bazı şeyleri denemek, en azından kendi yaşam alanında dünyaya bir şekilde katkıda bulunmak bile içinde bulunduğumuz durumu düzeltmek için pek de yabana atılmayacak bir adım olur.

Herkes elinden geleni yapsa dünya ne güzel olur...
Beni umutlandırdın Mira...

Şansın bol, yaşamın güzel olsun!

Çarşamba, Mart 26, 2008

Çarşamba, Mart 05, 2008

Zeytinyağlı Pırasa


Malzeme:

* 4 pırasa
* 2 silme yemek kaşığı pirinç
* 1/2 bardak sızma zeytinyağı
* 1/2 limonun suyu
* 2 orta boy halka halka kesilmiş havuç
* deniz tuzu
* taze çekilmiş karabiber
* 1 tatlı kaşığı domates salçası

Hazırlanışı
:

* Zeytinyağı ve salça bir süre ateşte çevirerek pişirilir.

* Üzerine küçük kesilmiş pırasalar ve havuç ilave edilir.

* Deniz tuzu ve taze çekilmiş biber katılır.

* Yıkanmış pirinç ve limon suyu ilave edilir.

* Bir miktar kaynar su eklenerek pişmeye bırakılır. havuçlar pişince yemek hazırdır.

* Soğuduktan sonra üzerine bir miktar daha sızma zeytinyağı konur.

Benim Tavsiyem:

* Bütün zeytinyağlıların soğuduktan sonra üzerine ilave edilen bir miktar zeytinyağı yemeğin lezzetini arttırır.

AFİYET OLSUN!

Zeytinyağlı Dolma


Malzeme:

* 1.5 su bardağı pirinç
* 1/2 bardak sızma zeytinyağı
* 1 kahve fincanı dolma fıstığı
* 1 kahve fincanı kuş üzümü
* miktarı arzuya göre tarçın
* yenibahar
* kimyon
* nane
* deniz tuzu
* taze çekilmiş karabiber
* 5 adet yemeklik doğranmış kuru soğan
* 1 tatlı kaşığı işlenmemiş esmer şeker ya da stevia
* 10 dolmalık biber
* 4 domates
* 2 patlıcan

Hazırlanışı:


* Bıçak kullanmadan biberlerin saplarından tutulur, içeri doğru bastırılarak yukarı çekilerek açılır. İç çekirdekleri temizlenir ve bibrler suya konur.

* Domateslerin üst kısmı kapak gibi kesilir. (Dibi birleşik kalacak şekilde). İçi boşaltılır.

* Patlıcanlar yumuşatmak için elle üstüne bastırılarak yuvarlanır, ikiye kesilir ve içleri boşaltılır. Tuzla ovulur, bir süre sonra yıkanır.

Dolma içi:

* Sıcak tuzlu suda bir süre bekletilen pirinç yıkanır, süzülür.

* Tencereye sızma zeytinyağı, doğranmış soğanlar, yıkanmış pirinç ve kuş fıstığı konur ve bir süre çevirerek hafifçe rengi sararıncaya kadar kavrulur.

* Çok az bir miktar su ilave edilir. Geri kalan tüm malzeme üstüne ilave edilir. Kısa bir süre pişirilir.

* Dolma içi soğumaya bırakılır.


* Dolma içi malzemesi içleri boşaltılmış olan domates, biber ve patlıcanlara doldurulur.

* Ufak domates parçaları ile biber ve patlıcanların üstüne kapak yapılır, kapatılır. Domateslerin zaten kendi kapakları olduğu için, onlara kapak gerekmez.

* Dolmalar tencereye dizilir.

* Bir miktar sıcak su dolmaların içine girmeyecek şekilde (dolmaların yanından) tencereye akıtılır. Pişmeye bırakılır.

AFİYET OLSUN!

Salı, Şubat 19, 2008

Nohut


Malzeme:

* Nohut
* Kuru soğan
* Domates
* Sıvı yağ
* Deniz tuzu
* Taze çekilmiş karabiber
* Esmer işlenmemiş şeker ya da stevia

Hazırlanışı:


* Nohut bir gece önceden ılık ve tuzlu suda ıslatılır.
* Islatılmış nohut pişirilmeden önce soğuk sudan geçirilir.
* Yemeklik doğranmış soğan, sıvı yağ ve domates rendesi birarada hafifçe kavrulur.
* Bir miktar sıcak su eklenir ve kaynatılır.
* Nohutlar bu karışıma katılır.
* Deniz tuzu ve taze çekilmiş karabiber eklenir.
* Arzuya göre bir çay kaşığı esmer işlenmemiş şeker veya stevia katılır ve yumuşayana kadar pişirilip ateşten alınıp servis edilir.

AFİYET OLSUN!

Zeytinyağlı Yaprak Sarma


Malzeme:

* 1 paket Salamura yaprak ya da mevsimi ise taze yaprak
* 1.5 bardak esmer pirinç
* 3/4 su bardağı zeytinyağı
* 5 adet orta boy soğan
* 1.5 kahve fincanı dolma fıstığı
* 1 kahve fincanı kuş üzümü
* 1 tatlı kaşığı tarçın
* 1 tatlı kaşığı kimyon
* 1 tatlı kaşığı yenibahar
* nane
* dereotu
* deniz tuzu
* taze çkilmiş karabiber
* esmer işlenmemiş şeker ya da stevia (1 kahve kaşığı)

Hazırlanışı:


* Ilık ve tuzlu suda ıslatılmış pirinç, yemeklik doğranmış soğan, dolma fıstığı, zeytinyağı tencereye konur. Karıştırılarak hafif ateşte kavrulur.
* Pirinçler iyice kavrulana kadar çevrilir.
* Baharatın tümü (tuz, biber dahil) ilave edilir. Çok az sıcak su ilavesi ile diri şekilde pişirilir.
* Piştikten sonra karıştırılır ve soğumaya bırakılır.
* Taze yaprak haşlanır, salamura yaprak bol suda tuzu gidene kadar yıkanır.
* Hazırlanmış olan iç malzemesi yapraklara sarılır.
* Tencerenin dibine 3-4 adet yaprak konur ve üstüne iç malzemesi ile doldurulup sarılmış yapraklar muntazam şekilde dizilir.
* Bir miktar sıcak su sarmaların üstüne gelmeyecek şekilde yandan tencereye katılır.
* Yaprak sarmaları üstü kapalı şekilde pişirilir.
* Piştikten sonra soğumaya bırakılır.
* Soğuduktan sonra servis tabağına alınır ve ince kesilmiş limon dilimleriyle süslenir.

Benim Tavsiyem:

Genelde yaprakların çok ince sarılması gerektiği gibi bir kanı vardır bizim insanımızda. Hatta ince yaprak sarması marifet olarak bile konuşulur. Bence yanlış bir bakış açısı. Böyle bir mecburiyet olmadığı gibi bu bir damak zevki meselesidir. örneğin ben çok sıkı ve incecik sarılmış sarmalardan hiç zevk almam, bu nedenle nasıl sarılacağı herkesin el becerisine ve damak zevkine göre değişir.

AFİYET OLSUN!