Mardin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mardin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Aralık 12, 2021

 Sorgül Ekmeği


Malzeme:


* 500 gr Sorgül buğdayı unu
* 2 küçük ölçek maya
* 1,5 küçük ölçek tuz
* 2 büyük ölçek zeytinyağı
* 3 büyük ölçek soya sütü
* 330 ml su

Hazırlanışı:

* Bir kabın içine Sorgül buğdayı unu konur.
* Unun ortasına bir çukur açarak içine sırayla maya, tuz, soya sütü, zeytinyağı ve en son da su konur.
* Elle tüm malzemeler birbirine iyice karışana dek yoğurulur. Yaş bir hamur elde edilecektir.
* Elde edilen ekmek hamuru üstü örtülerek en az 13-14 saat sıcak bir köşede bekletilir.
* Kabarmış olan ekmek hamuru bir fırın kabına konur ve daha önceden ısıtılmış olan fırında 180-200 derecede 1,5 saat kadar pişirilir.
* Ekmek piştikten sonra soğuması için dışarıda biraz bekletilir ve daha sonra fırın kabından çıkartılır.

Neden Bu Tarif?

Sorgül buğdayını keşfettiniz mi bilmiyorum ama geleceğimizi kurtaracak bir şey olduğunu söyleyebilirim.

Sorgül buğdayı tarımın başladığı yer olan Mezopotamya'nın en eski buğdayı. Bölgedeki tüm iklim değişikliklerine ve beklenmedik iklim koşullarına dayanıklı ve ekildiği alanda topraktaki stresi de azaltan bir buğday Sorgül ve susuz yetişiyor. Bu da önümüzdeki zaman diliminde en büyük sorun olacak susuzluğa karşı en iyi önlem.

Sorgül buğdayını Mezopotamya'da, Mardin'de Ebru Baybara Demir yeniden toprakla buluşturdu ve çok büyük miktarlarda üretiliyor, Konya Ovası'ndaki deneme de başarılı oldu ve orada da yetişiyor artık. Sorgül buğdayı tescilli en eski ata tohumu.

Sorgül buğdayından yapılmış ekmeği ilk kez gene Ebru Baybara Demir'in "El Ele, Elden Ele & Topraktan Tabağa" projesi kapsamında denemiştim, sonra kendim de yapmak için bu undan aldım ve denedim. Harika sonuç aldığımı söyleyeyim.

Sorgül buğdayından ekmek dışında, makarna da yapılıyor ve pasta, çörek, kek gibi tarifler için de kullanılabiliyor.

Benim Tavsiyem:

Bu tarifi mutlaka harfiyen uygulayın, o zaman harika bir sonuç alacağınızı göreceksiniz.

Özellikle ekmek yapımında en dikkat etmeniz gereken şey hamurun en az 13-14 saat dinlenmiş olması. Ben bu tarifte fotoğrafını gördüğünüz ekmeğin hamurunu ilk defa 20 saat dinlendirdim ve harika bir sonuç aldım.

Ekmeğin 1.5 saatte piştiğini belirtmeliyim. Pişerken çıkan koku başınızı döndürecek. Yalnız sakın korkmayın, oldukça sert bir kabuğu var ve bu da çok büyük bir avantaj. Çok iyi koruyor bu kabuk ekmeğinizi. Gayet kolay kesiliyor ve yemesi de çok keyifli.

Ekmeğinizi birkaç gün dışarıda tutabilirsiniz ama ben buzdolabında saklamanızı tavsiye edeceğim. Çok uzun süre dayanan bu ekmeğin buzdolabından çıktığında oda sıcaklığında gayet keyifle kendine geldiğini göreceksiniz. Isıtarak ve kızartarak da yiyebilirsiniz.

Bu ekmeği her tarifinizde kullanabilirsiniz, atıştırmalıklar, sandviçler her şey yapılabilir.

Sorgül ekmeğini çok kalın kesmeyin derim. İnanılmaz doyurucu. 

Ben fırın kabanda yapıyorum ama siz çok güzel şekiller vererek değişik formlarda da yapabilirsiniz ekmeğinizi. Ben fırın kabına mutlaka yağlı kâğıt koyuyorum, gerçi ekmek yapışmıyor kaba ama olsun, temiz oluyor. Bir de ekmeği fırına vermeden önce üzerine çizik(ler) atıyorum bir bıçakla ve çok az su ve biraz da Sorgül unu serpiyorum.

Bu ekmeği elde yapmanızı tavsiye ederim. Hamur hemen toparlıyor kendini, hiç uğraştırmıyor. Çok keyif alacaksınız.

Siz tabii isterseniz hamura başka malzemeler de (zeytin, haşhaş tohumu vs) katarak değişik ekmekler yapabilirsiniz ama ben ilk seferde mutlaka sade denemenizi tavsiye ederim.

Sorgül buğdayını nasıl alabilirim diye soranlara:
https://www.topraktantabaga.com.tr

Afiyet olsun!

Cumartesi, Mart 10, 2012

Harire



Malzeme:

* 1 bardak organik üzüm pekmezi
* 7 bardak su
* 1/2 bardak organik agav şurubu
* 1 bardak (tepeleme) un
* 1 yemek kaşığı tarçın
* 1/2 yemek kaşığı yeni bahar
* ceviz

Hazırlanışı:

- 1 bardak üzüm pekmezi, 7 bardak su ve 1/2 bardak agav şurubu büyükçe bir tencerede mikserle karıştırılır. Pekmez köpürecektir bu işlem esnasında.



- 1 tepeleme bardak un karıştırılmakta olan malzemeye yavaş yavaş eklenir ve mikserle karıştırma işlemine devam edilir.

- Tencere ateşe konur ve harire karışımı kaynayana kadar tahta bir kaşıkla hiç durmadan karıştırılır.

- Harire kaynayınca ateşten alınır ve bekletilir.

- Harireyi ateşten indirdikten 10 dakika sonra içine 1 yemek kaşığı tarçın ve 1/2 yemek kaşığı yeni bahar katılır ve topaklanma olmaması için iyicene karıştırılır.

- Harire ılıkken kaplara dökülür ve üzeri cevizle süslenip ılık ya da soğuk servis edilir.




Benim Tavsiyem:

Agav şurubunu 1/2 bardak yazdım ama bu damak zevkinize ve ne kadar tatlı sevdiğinize bağlı. Şeker kullanırsanız 1/2 bardak gerekir ama ben 1/4 bardak agav şurubu kullanıyorum.

Un da organik ve esmer olursa daha iyi. Zaten pekmez koyu olduğu için esmer unun tatlıyı karartması gibi bir sorun yok.

Tarçın bu tarifte 1 yemek kaşığı olarak geçiyor ama bu da gene damak zevkiyle alakalı bir konu. Benim tavsiyem 1/2 yemek kaşığı.

Mikseri ısrarlar yazdım, istenirse mikser kullanmadan da yapılabilir tahta bir kaşıkla devamlı karıştırarak ama topaklanmayı önlemek zor olur. Mikser en iyi çözüm.

Neden Bu Tarif?

Beni tanıyanlar, blogumu takip edenler bilirler; tatlıyla pek aram yoktur. Ama bu benim olmazsa olmazım...

Harire eski bir Mardin geleneğinin ürünüdür. Bağ bozumu dönemlerinde evlerde bereket tabakları sofraları süsler, üzümlerden pekmez yapılır, pekmezler kaynatılıp harire tatlısı olur. Bütün sene evlerde stoklanan pekmezle bu tatlı yapılır.

Benim gibi hayatının büyük bir bölümünü Mardin'de geçiren birinin böyle bir tatlıyı sizlerle tanıştırmaması olmazdı.

Bu tatlıyı hemen hemen herkes aynı şekilde yapar, ama ben farklı yapanlara da rastladım. O sebeple de, en sevdiğim en beğendiğim tarifi paylaştım. Bu tarif için Süryani cemaatinden çok sevgili dostum Semire Çilli hanımefendiye teşekkür ederim

Hem çok lezzetli hem de çok sağlıklı olan harireyi çoluk çocuk birlikte yiyebilirsiniz.

Seveceğinize eminim...

AFİYET OLSUN!

Cumartesi, Aralık 31, 2011

Yeni Yıla Kadim Bir Gelenekle Girin


Beni tanıyanlar Mardin sevgimi ve Mardin'le ilişkimi çok iyi bilir.

Yeni yıl için buraya ne yazsam diye düşünürken Facebook sayfama bir dostun mesajı geldi. Bir Mardin geleneğiyle yeni yıla selam etmek istemiş.

Aslında bu bir bağ bozumu dönemi geleneğidir ve pek de vegandır. Önce okuyun sonra anlatacağım...


Sevgili kardeşim yeni yıl,
Nar getir bize, ailemizde, işimizde memleketimizde birlik olsun. 
Üzümlerimiz kapkara olsun, bereketli, bol, keyifli.



Ceviz getir bize, içleri dopdolu, kelebek beyazı; zenginlik, bolluk, refah bulalım. 
Pirincimiz çoğalsın, bollaşsın, aşımız kolaylaşsın, eksiğimiz tam olsun. 
Badem yiyelim ki ağzımızın tadı yerinde olsun. 
Ve bolca pekmez istiyoruz; çünkü sabırla yapılan her işin sonu tatlıya bağlanır. 

Böyle diyor Mardin geleneği.
Sevgili kardeşim yeni yıla, insanlığın en kadim beldelerinden bir gelenekle selam edelim dedim.

Bağ bozumu dönemi kilise takvimine göre yeni bir yılın başlangıcıdır aslında.

Bağ bozumu gelenekleri hâlâ devam eder Mardin ve yöresinde. Bereket tabakları hazırlanır. Pekmezler kaynatılır, harire adı verilen vegan bir tatlı yapılır. Cevizli sucuklar doldurulur ve kışa hazırlıklar başlar.

Bereket tabaklarında nar, her çeşit üzüm, ceviz, badem, pirinç ve pekmez bulunur.

Nar aileyi, üzüm bereketi, ceviz zenginliği, badem ağız tadını, pirinç her anlamda çoğalmayı, pekmez de her emeğin tatlıya bağlanmasını simgeler.

Çok hoş, çok güzel ve vegan bir gelenek...

2012 gönlünüzce geçsin...

VEGAN kalın...