Cumartesi, Temmuz 28, 2007

Pazılı Börek



Malzeme:

* 2 yufka
* 5-6 yaprak pazı
* 1 soğan
* zeytinyağı
* sıvı yağ
* soda
* tuz
* biber
* kırmızı pul ya da toz biber

Hazırlanışı:




* Soğanlar piyaz doğranır. Bir tavada biraz sıvı yağda pembeleştirilir.
* 5-6 yaprak pazı iyice yıkanır, saplarının çok kalın olan bölümleri atılır, yapraklar saplarıyla 2-3 parmak eninde kesilir. Pazı tavadaki soğana katılır.
* Pazı soğanlarla biraz çevrilir. Tuz, biber ve kırmızı biber katılır, biraz daha çevrilip ateşten alınır.
* Böreğin yapılacağı tepsi yağlanır ve tepsiye bir yufka kenarları dışarıda kalmak üzere yayılır. İkinci yufka büyükçe parçalara ayırılır ve yufkanın üzerine bir kat olarak konur. Tavadaki pazı soğan karışımı konur yufkanın üstüne. Biraz soda dökülür. Bunun da üzeri paçavra yufkalarla örtülür ve pazı soğanın geri kalanı konur. Gene biraz soda dökülür ve üzeri kalan paçavra yufkalarla örtülür.
* Kenardan taşan yufka tepsinin üstüne getirilip börek kapatılır. Üzerine bir fırçayla zeytinyağı sürülür ve kırmızı pul ya da toz biber konur ve daha önceden 175 derecede ısıtılmış olan fırında 45 - 50 dakika kadar pişirilir.

Benim Tavsiyem:

* Pazıyı soğanla tavada çevirirken hem kendi suyunu salar hem de yağ kalır. Bu nedenle böreği yaparken herhangi bir safhada içine sıvı yağ katmıyorum. Ama üstüne koyulursa hem yanmasını önler hem de çıtır çıtır yapar.
* Soda ise bildiğimiz içme sodası. Bu da böreğin kabarmasını sağladığı gibi bayağı da lezzet veriyor.

AFİYET OLSUN!

Cuma, Temmuz 27, 2007

İstanbullu Fava

Çok sevgili arkadaşım Sema Temizkan'ın www.istanbulburda.com sitesindeki köşesinde çıkan yazısını onun da anlayışına sığınarak buraya aktarıyorum. Kendisi 'Bizanslı Yemekler' adlı muhteşemkitabın da yazarı olup şu sıralar reçel kitabını çıkartmakla uğraşıyor.

İSTANBULLU FAVA

Oğuz Amca’nın anısına…

Bir deniz kenti olan İstanbul’da, bizim gençlik dönemimizde; başka kentlere tatile gitme diye bir adet yoktu. Çünkü denizle iç içe yaşamayı bilirdi İstanbullular… Şimdi de, çok yakında olan denizimizi, kent soylular olarak hayatımızdan uzaklaştırmayı başardık. Artık günümüzde bir sürü paralar harcayarak başka denizleri istila etmeye gidiyoruz…

Benimde, çoğu kişiye anlattığımda, masal gibi gelen, İstanbul’da, denize girme maceralarının yanı sıra, bahçesine sofra kurulan evlerin, yaşanmış öyküleri de git gide, masala dönüşüyor…


Bizim evden, (Beyoğlu Mısır Apartmanı) Bakırköy’e; kocaman bir bahçesi olan teyzemin, evine gitmenin planları, uzak diyarlara gitmenin heyecanı içinde yapılırdı. Hısım ve akrabalarla, Sirkeci Tren Garında buluşulur, Bakırköy istasyonuna kadar süren yolculuksa, uzak diyarlara yapılan seyahat coşkusunda geçerdi. Gündüzleri Florya plajında yaşanan deniz sefası, yerini akşamları, teyzemin bahçesine kurulan sofraya bırakırdı. Bir sürü mezenin yanı sıra, teyzemin bahçesinden toplanan dereotu ile yapılan favanın lezzetine nasıl methiyeler oluşturmalı acaba? O günlerden fava konusunda en fazla aklımda kalan durum ise, bizim ailede ki hanımların, kıvamını oluşturmak konusunda duydukları kaygıydı… Çocukluğunda yaz aylarında tatilini, Selanik’te ki, bakla tarlalarına dadanan kargaları kovarak geçirdiği anlatılan Atatürk’te, favayı sever, içki sofrasında olmasını arzu edermiş. Favanın ana malzemesi olan bakla, geçmişi çok eskilere uzanan bir bitki… Murat Belge’nin “Tarih Boyunca yemek Kültürü” kitabında, Troya kazılarında da çıkan baklanın; İsa’dan önce yedi ila on bin yıl öncesinden beri bilindiğini yazar. Yine, Muhammed bin Mahmut Şirvani’nin “15. Yüz yıl Osmanlı Mutfağı” kitabında verdiği; “Bakla aşı” tarifinde, astıma iyi geldiğini, vücuttaki tutukluklara, cinsel problemi olanlara çok faydalı olduğu yazılıdır. Roma İmparatorluğu Döneminin, önemli ürünlerinden olan bakla, Latincede “faba” diye geçer…
Tüm baklagillerde olduğu gibi kansere yakalanma riskini azaltmada büyük rol oynayan bakla, kan şekerini düzenleyici olarak ta faydalıdır. Yalnız bu kadar yararlı olan bu antik bitki, bazı duyarlı olan bünyelerde, “bakla zehirlenmesi” denilen “favizm”e de yol açabilir. Çok küçük çocuklara da yedirilmesi tavsiye edilmediği söylenir.
İstanbul keyif sofralarının baş mezelerinden olan favayı, 2004 yılında kaybettiğimiz, babamın, amcamın yakın arkadaşı ve benimde doğal olarak amcalarımdan biri olan, rahmetli “Oğuz Aral” da çok sever, ablasının çok güzel pişirdiğini söylerdi. Her fava yapışımda Oğuz amcayı hüzünle hatırlarım. Beyin enfarktüsü denilen illeti atlattıktan sonra, Bodrum’a giderken, telefonda yaptığımız son konuşmada; “ Milli boksörün kızı! Döndüğümde bir fava yap getir de, anlayalım bakalım senin ellerinde, babanın elleri gibi maharetlimi?” Demişti… (28 Temmuzda, aramızdan ayrılışın, üçüncü yılını dolduruyor. Sana yapamadığım favayı, her yapışımda maharetimi sana göstermemin kaygısının heyecanı hep içimde… Bende bıraktığın bu heyecan hiç bitmeyecek! Nurlar içinde yat Oğuz Amca…)
İstanbul’da iyice hayat bulan favanın, yapılışı ise aşağıdaki tarifte ki gibidir.
Malzeme:
250 gr. Kuru bakla,
1 orta boy havuç
1 orta boy kuru soğan
3 yemek kaşığı Riviera zeytinyağı
2 adet kesme şeker
1 çorba kaşığı un
1 demet dereotu
3 yemek kaşığı sızma, zeytinyağı
2-3 diş sarımsak.
Yapılışı: Kuru baklayı yıkayın. Bir kaseye koyarak, üzerini iki parmak aşacak miktarda soğuk su ilavesiyle, bir gece evvelinden ıslatın. Ertesi gün kabarmış baklaları yine üzerini örtecek miktarda sıcak su ve bir tutam tuz ilavesiyle baklalar lapa kıvamına gelinceye kadar pişirin. Kuru soğan ve havucu rendeleyin. Riviera zeytinyağını tencereye koyun. Hafif kızdırarak içine sarımsakları ince ince doğrayarak kavurmaya başlayın. Ardından rendelenmiş soğanı havucu, unu koyarak kavurmaya devam edin. Lapa kıvamında pişen baklayı ve şekeri ilave ederek iyice karıştırın. Tuzunu kontrol ederek gerekirse tuz ilave edin. İyice ezdiğiniz baklaya ince doğradığınız dereotunu da koyarak karıştırın. Sızma zeytinyağını da ilave ederek karıştırmaya devam edin. Servis tabağına aldığınız favayı katılaşması için buzdolabında beklettikten sonra, limon dilimleriyle süsleyerek sofraya getirin.
Afiyet Olsun!

Salı, Temmuz 24, 2007

Mercimek Köftesi


Malzeme:

* 1 su bardağı kırmızı mercimek
* 2/3 su bardağı ince bulgur
* 1 yemek kaşığı domates ve biber salçası karışımı
* zeytinyağı
* 1 limon
* 1/2 demet maydanoz
* 3-4 yeşil soğan
* 2 diş sarımsak
* tuz
* karabiber
* kırmızı toz biber
* kimyon

Hazırlanışı:


* Mercimekler ayıklanıp yıkanır. Üzerini biraz geçecek kadar suyla suyunu çekip iyice yumuşayana kadar haşlanır.
* Ocaktan alınıp bulgur üzerine aklenir, tencerenin kapağı kapatılır, böylece bulgurun şişmesi sağlanır. Yarım saat beklenir.
* Yeşil soğan, maydanoz ve dereotu temizlenip kıyılır.
* Soğan yağda hafif sarartılır. Salça ilave edilip birkeç kez karıştırdıktan sonra mercimekli bulgura katılır.
* Tuz, karabiber, kimyon ve kırmızı toz biber eklenip yoğurulur.
* En son taze soğan, maydanoz ve dereotu katılıp karıştırılır.
* Küçük parçalara ayırıp avuç içinde sıkarak şekil verilir.
* Arzu edilirse marul yapraklarıyla servis yapılır.

AFİYET OLSUN!

Fava


Malzeme:

* 500 gr kuru bakla
* zeytinyağı
* 1 soğan
* 1 demet dereotu
* 1 limonun suyu
* tuz

Hazırlanışı:


* Kuru bakla bir gece önceden ıslatılır.
* Soğan soyulur ve kıyılır. Dereotu temizlenir ve kıyılır.
* Zeytinyağı tencerede ısıtılıp soğan pembeleştirilir. Tuz, 3-4 bardak su, süzülmüş baklalar eklenir ve baklalar yumuşayıncaya kadar pişirilir.
* Ocaktan almadan hmen önce dereotunun yarısı eklenir.
* Baklalar kaşıkla ezilerek servis tabağına alınır.
* Soğuduktan sonra 1 limonun suyu eklenip yedirilir.
* kalan dereotu ile üstü süslenir.

Benim Tavsiyem:

Bu tarif oldukça fazla bir miktar çıkartır. Mutlaka buzdolabında saklanıp iyice soğuduktan sonra servis yapılmalı. Çok lezzetli ve güzel bir meze.

AFİYET OLSUN!

Pazar, Temmuz 15, 2007

Fırında Patates


Malzeme:

* Patates
* Biberiye
* Sarımsak
* Deniz tuzu
* Zeytinyağı

Hazırlanışı:


* Patatesler nişastasını atması için sıcak suda yıkanır ve elma gibi dilimlenir.
* Bol biberiye, sarımsak, tuz ve biraz zeytinyağının içinde bekletilir.
* Fırında bir saatten fazla pişirilir.

Neden Bu Tarif?

Aslında bu bir Ferzan Özpetek tarifi. Bir yerde şans eseri okumuştum ve çok hoşuma gitti bu basit tarif, denedim ve şunu gördüm: İşin sırrı bol biberiye ve çıtır çıtırlık! Ne özelliği var ki, fırında patates işte deyip de geçmeyin.

Benim Tavsiyem:

Dilimlenmiş patatesi bol biberiye, sarımsak, tuz ve zeytinyağının içinde çok uzun süre bekletiyorum. Örneğin o akşam yenecekse, sabahtan akşama kadar kalabilir bu karışımın içinde patatesler. Böylesi daha lezzetli oluyor.

AFİYET OLSUN!

Pazartesi, Temmuz 09, 2007

Tarator

Malzeme:

· Bayat ekmek içi
· Ceviz
· Sarımsak
· Sirke
· Zeytinyağı
· Tuz

Hazırlanışı:

· Cevizler havanda dövülür (ya da robottan geçirilir).
· Bayat ekmek içi suda ıslatılır. Fazla suyu gitsin diye elle sıkılır.
· Islatılmış ekmek içi ile dövülmüş cevizler havanda dövülür ya da bir tabakta püre presiyle iyice ezilir.
· Ceviz ekmek karışımına tuz, sirke, zeytinyağı ve dövülmüş sarımsak katılarak bir çatal yardımıyla iyice karıştırılır. Rahatça ekmeğe sürülebilecek koyu püre kıvamına gelmeli.

Benim Tavsiyem:
Miktar sizin için önemliyse, bir ekmek içine 110 – 120 gr ceviz kullanıyorum. Biraz fazla gibi gelebilir, ama tadı çok güzel oluyor. Tuz, sirke ve zeytinyağının miktarı zevkinize kalmış. Ama gene de sirkeyi çok aşırı miktarda kullanmamanızı tavsiye ederim. Taze ekmekle deneyin.

Afiyet Olsun!

Cuma, Haziran 08, 2007

Vegan Olmak İçin 8 İyi Neden!!!

Vegan Olmak İçin 8 İyi Neden!!!

Birazdan şaşıracaksınız belki. Bu bloga başlarken İngilizce ya da aAlmanca değil de özellikle Türkçe olmasını düşünmüştüm. Türkiye'de yaşıyorum, memleketimde bulunan malzemelerle yaptığım yemeklerin tariflerini yazayım, sohbetler Tüekçe olsun demiştim. Doğru düşündüğümü de görüyorum.

Ama bir sayfa var ki buraya almadan edemedim. Kaç zamandır saklıyorum. İngilizce olarak aşağıda. Anlamayan olursa bana bildirsin hemen tercümesini yazayım.

Sevgiyle ve vegan kalın!!!
Nükhet


8 good reasons to go vegan


Whether you have considered it before or not, these reasons to go vegan will certainly give you food for thought. It's good for you, good for animals, and good for the planet!





Vegans have been shown to live longer, and have lower risk of heart disease and of obesity than meat-eaters. Look after Your Health by cutting out animal products entirely.





An animal-free diet is now recognised as being beneficial in the fight against cancer, as reported in The Observer newspaper.





Far from being 'the white stuff', cow's milk contains a cocktail of hormones, fat and traces of blood and pus from weeping, infected udders. You'll be horrified by the Facts about Milk.





95% of food poisoning cases are caused by eating meat, eggs or dairy products. It's not surprising when Animal Diseases run rife in dirty, overcrowded factory farms.





Whether battery, barn, free range or organic, eating eggs isn't a cruelty-free option. Each year, millions of day-old male chicks are killed, 'useless' to the industry because they can't lay eggs. Their life goes From Shell to Hell.





A varied and balanced plant-based diet provides all the nutrients you need, with none of the nasties like saturated fat and cholesterol.





A vegan diet is incredibly environmentally-friendly, using one fifth of the land used for a typical European omnivorous diet. The production of meat and dairy products is having significant environmental consequences, gobbling up land, draining water and Wrecking the Planet.





Dairy cows repeatedly have their babies taken away at one or two days old, so that the milk meant for them can be bottled up for human consumption. The calves are regarded by the farmers as a 'waste by-product' of the industry and many end up in pet and baby food. Don't turn a blind eye to the Suffering of Cattle.

Salı, Mart 27, 2007

Kakuleli ve Biberiyeli Ekmek


Malzeme:

* 500 gr tam buğday unu
* 2 küçük ölçü toz maya
* 1,5 küçük ölçü deniz tuzu
* 2 büyük ölçü zeytinyağı
* 3 büyük ölçü soya sütü
* 2 küçük ölçü organik dut veya üzüm pekmezi
* 350 ml su
* 1 küçük ölçü toz kakule
* 3 – 4 kakulenin taneleri
* 1 küçük ölçü biberiye


Hazırlanışı:

* 500 gr tam buğday unu elekten geçirilerek hamur kabına konur.
* Unun ortasına bir çukur açıp sırayla kuru maya, deniz tuzu, toz kakule, kakule taneleri, biberiye, pekmez, soya sütü, zeytinyağı ve su katılır.
* Un ekmek hamuru kıvamına gelinceye kadar yoğurulur.
* Hamurun üstü örtülür ve 2 saat kadar sıcak bir yerde beklemeye bırakılır.
* Hamur ekmek kalıbına alınır ve 175 – 180 dereceye ayarlanmış fırında 70 dakika pişirilir.

Neden Bu Tarif?

Ekmek konusunda alternatif çok, yaratıcılık sınır tanımıyor. Ama kakuleli ekmeği deneyen var mıdır, bilemiyorum. Kakulenin tadı ve kokusu benim için vazgeçilmez bir şey. Geçen gün kakule taneleri yiyip üstüne de ekmek yiyince aldığım tadı ekmekte direkt denemeye karar verdim. Çok da başarılı oldu.

Benim Tavsiyem:



Genel olarak ekmek yapımı için bir tavsiyem olacak. Şayet makinede değil de elde ekmek yapıyorsanız, ekmek kalıbınızın içini yağlı kâğıtla kaplayıp öyle koyun ekmek hamurunu kalıba. Piştikten sonra ekmeği çıkartmak konusunda en ufak bir sorun yaşamayacak ayrıca ekmek kalıbının temizlenmesi konusunda da daha rahat edeceksiniz.



Afiyet Olsun!

Pazartesi, Mart 05, 2007

Tarkan'ın 'Kuru Domatesli Ezme' Tarifi

Malzeme:

* 1 fincan ceviz içi
* 1 fincan çam fıstığı
* 1 fincan kuru domates
* 2 yemek kaşığı kadar zeytinyağı
* 1/4 fincan kadar limon suyu
* 2-3 kaşık dolusu ince kıyılmış maydanoz
* 1 kaşık kadar kekik ya da fesleğen
* kuru veya taze deniz tuzu
* kırmızı pul biber

Hazırlanışı:
* Cevizler geceden suda bekletilir
* Domatesler 1 saat kadar suda bırakılır.
* Domates, çam fıstığı ve cevizler mutfak robotunda iyice çekilir, pürüzsüz bir karışım elde edilince kalan malzeme de eklenip robotta karıştırmaya devam edilir. Eğer çok koyu bir kıvam olursa domatesin bekletildiği sudan ilave edip arzu edilen ezme kıvamı tutturulabilir.
* Ezmeniz yemeye hazır bile!

Neden Bu Tarif?

Hem protein (çam fıstığı) hem e vitamini ve omega 3 içeren çok lezzetli, hazırlaması çok kolay bir ezme ya da meze.

Benim Tavsiyem

İstenirse tam ekmeğe sürülüp, istenirse de bol yeşillikle hazırlanmış salataya karıştırılıp yenebilir.

AFİYET OLSUN!

Cuma, Şubat 09, 2007

Yulaf Ekmeği

Malzeme:

* 400 gr yulaf unu
* 100 gr tam buğday ya da tam çavdar unu
* 1.5 küçük ölçek kuru maya
* 2 büyük ölçek zeytinyağı
* 1 küçük ölçek deniz tuzu
* 1 küçük ölçek organik pekmez
* 360 - 370 ml su

Hazırlanışı:

* Yulaf unu ve diğer un (isteğe göre tam buğday ya da tam çavdar unu) elekten geçirilerek hamurun karılacağı kaba konur.

* Unun ortasına bir çukur açılıp kuru maya, deniz tuzu, organik pekmez, seytinyağı ve su katılır. Elle iyice yoğrulur ve üzerine kalınca bir bez kapatılarak hamur teknesinde sıcak bir yerde en az 2.5 saat bekletilir.

* Hamur ekmek kabına konur ve 180 derecede 60 - 70 dakika kadar pişirilir.

Neden Bu Tarif?

Yulaf ekmeği inanılmaz faydalı ve sağlıklı bir ekmek. Özellikle kolesterol ve kabızlık sorunu olanlara tavsiye edilen bir ekmek. Diyet yapanların da tam buğday, tam çavdar ekmeği yemesi gerekir. Vegan beslenen bir kişi için yulaf ekmeği sağlıklı beslenmesine yapacağı bir katkı ve yemek zevkine ekleyeceği bir damak tadı olacaktır.

Benim Tavsiyem:

Bu ekmeği 180 derecelik fırında pişirin ve bir saatlik pişirme süresini fazla aşmayın. Her yemekte, kahvaltıda hatta tek başına da zevkle yenecek bir ekmek. Sıcakken de soğukken de pek güzel tadı.

Bu arada bir hatırlatma: Benim ekmek tariflerim elde yapmak için. Makine kullananlar makinelerindeki ölçeği kullanabilirler. Küçük ölçek bir çay kaşığı, büyük ölçek de bir yemek kaşığı olarak hesaplanmalıdır. Makine kullananlar mutlaka makinedeki zamanlamalara ve tariflere uymalıdır belki ama bence bu ekmeği öyle 3 saat gibi uzun süre pişirmeyin.

Ayrıca makinede ekmek yapanlara bir soru: Neden elde denemiyorsunuz? O kadar zevkli ki! Hamurla uğraşmak terapi gibi bir şeydir. Ben de başlarda yapabilir miyim diyordum, sonra usta oldum.

Haydi üşenmeyin, deneyin...

Afiyet Olsun!